Son Yazılarımız

Tedaviler kategorisine gönderildi

Vücut Kompozisyon Analizi

Vücut Kompozisyonu Nedir ?

Vücut kompozisyonu tanımı insan vücudu içerisindeki kemik, kas, yağ ve su oranlarıdır. Bütün bu oranlar Tanita ölçüm cihazı sayesinde biyoelektrik impedans analiz (BIA) teknolojisi ile ölçülebilmektedir. 

Vücut Kemik Kitlesi ( Bone Mass )

Sağlıklı kemik yapısı için kalsiyumdan zengin dengeli bir beslenme önemlidir. Bunun dışında düzenli egzersiz kemik sağlığı için gereklidir. İleri yaşlarda osteoporoz gelişmesi bu şekilde önlenebilir. Yanda kiloya göre sağlıklı kemik ağırlık miktarları görülebilir. 

Vücut kas Kistlesi ( Muscle Mass )

Çizgili iskelet kaslar, düz kaslar, kalp kası, diğer organ kasları ve kas doku içerisindeki sudan oluşan kitledir. Kas kitlesi enerji tüketen ana yapıdır. Kas oranı arttıkça Bazal Metabolik Oran da artmaktadır. Sağlıklı bir yapı için düzenli egzersizle kas oranını artırmalıyız. 

Vücut Yağ Kitlesi ( Fat Mass )

Vücut yağ kitlesinin sağlıklı bir oranda bulunması gerekir. Fazla yağ birçok sağlık sorununu beraberinde getirmekle birlikte az oranda bulunan yağ kitlesi de osteoporoz riskini artırmaktadır.

Vücut Su Oranı ( TBW )

Toplam su miktarının vücut ağırlığına oranıdır. Günde en az 2 litre su tüketimi önerilmektedir. Kadında %45 - 60 , Erkekte % 50-65 oranda normal kabul edilir.

Diğer, Tedaviler kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum yapın

Epicondylitis Humeri Lateralis ( Tenisçi Dirseği ) Lazer Tedavisi

Lateral Humeral Epikondilit - tenisçi dirseği - sık karşılaştığımız ortopedik rahatsızlıklardandır. 

Tensiçi dirseği tedavisinde yüksek enerjili lazer tedavisi tercih edilebilmektedir. Genellikle 6 seans, haftada iki olmak üzere tedavi düzenlenir.

Tedaviler kategorisine gönderildi | Yorum yapın

İğnesiz Mezoterapi

Mezoterapi Nedir ?

İlk defa 1952 yılında uygulanan ve günümüzde ortopedi ve travmataoloji alanındaki  uygulamalardan biri olan mezoterapi, cildin altına bazı ilaçların enjekte edilmesi prensibi ile yapılan bir işlemdir. Orta deri tabakasına antinflamatuvar, kas gevşetici, dolaşımı artırıcı ilaçlar, vitamin, mineral, çeşitli enzimler ve aminoasit gönderilmesi şeklinde yapılan bu işlem geleneksel tıp yöntemlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Günümüzde  iğnesiz mezoterapi,  iğneli mezoterapiyle aynı etkilere sahip fakat ağrı,sızı ve morarmalara yol açmadan alternatif olarak uygulanan bir yöntemdir.

İğnesiz Mezoterapi Nedir?

İğnesiz mezoterapi elektroporasyon prensibi ile yapılan bir işlemdir. Bu işlemde kullanılan ilaçlar iğne olmadan yani enjeksiyon işlemi yapılmadan cilde gönderilir. Bu işlemde elektriksel akım kullanılır. Elektrik akımları uygulanarak hazırlanan jel karışımın cilt gözeneklerinin içine girmesi sağlanır. Böylelikle jel cildin yağ dokularına kadar ulaşır ve cihaz ciltten çekildiğinde gözenekler tekrar kapanır. İğnesiz mezoterapi işlemi iğneli mezoterapiden çok daha başarılı sonuçlar elde edilmesini sağlayabiliyor. Bunun nedeni ilacın cilt altında çok daha homojen bir şekilde dağılmasını sağlamasıdır. Hangi bölgeye, hangi amaçla uygulanacağına göre hangi ilaçların mezoterapide kullanılacağı da değişir. Enjeksiyon yöntemi ile gerçekleştirilen yani iğneli mezoterapi işleminde kanama, morarma, ağrı, enfeksiyon riski gibi çeşitli yan etkiler bulunur. Ancak iğnesiz mezoterapi işleminde herhangi bir yan etki bulunmaz. Bu nedenle başta iğne korkusu olan kişiler olmak üzere pek çok kişi mezoterapi uygulamasından faydalanabilir. Spor yaralanmaları, kas – iskelet sistemi hastalıkları deri çatlakları ve yara izi tedavilerinde de kullanılır.

İğnesiz Mezoterapi Uygulaması
Bu işlemde genellikle yağda çözünen ilaçlar kullanılır. İlaç karışımının son derece dikkatli bir şekilde hazırlanması gerekir. Çünkü kokteyle eklenen ilaçların birbiri ile uyumlu olması ve olumsuz yönde birbirini etkilememesi gerekir. Mezoterapiden önce kan sulandırıcı ilaçların alımı durdurulmalıdır. Uygulama tamamlandıktan sonra 12 saat boyunca banyo yapılmaması gerekir. Uygulamadan sonra 2 gün boyunca vücudu zorlayan hareketlerden kaçınılmalıdır.

Okumaya devam et

Tedaviler kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum yapın

Dizler İçin Hareket Önemli

IMG-0001-00001Sabahleyin önüme yeni bir makale düştü. Ne de olsa dijital çağdayız ve tüm yenilikleri taze taze okuyabiliyoruz. Halk arasında diz eklem kireçlenmesi olarak da bilinen diz osteoartriti günümüzde oldukça sık rastladığımız bir rahatsızlık . Bu durum elbette dünya için de geçerli. Amerika’da yapılan bir araştırma bu rahatsızlığın 1950’ler öncesine göre neredeyse iki kat fazla görüldüğünü gösteriyor. Şaşırtıcı olan araştırmanın müzelerde bulunan ve İ.Ö 4000 yılına varan dönemlerden kalma iskeletler üzerinde de yapılmış olması. Günümüz iskeletlerine göre kıyaslama yapılmış. Klasik bilgilerimize göre osteoartrit denilen durum yıpranma- aşınma ile karakterizedir. O nedenle yaşlılarda, kilolu olanlarda eklemler üzerinde  stresin daha fazla olması nedeniyle sık görüldüğü inancındayız.  Araçların olmadığı eski zamanlarda, insanların çok daha fazla hareketli olması kaçınılmazdı. Bu tip streslerle yaşayan eski insanların iskeletlerinde daha fazla osteoartrit bulgularına rastlanacağı düşüncesi varken veriler araştırmacıları tam anlamıyla şaşırtmış. Sonuçlar günümüzde diz eklem osteoartrit olguların eskiye göre çok daha fazla olduğunu göstermiş. Modern yaşam biçimiyle insanlar giderek daha fazla oturur oldular. Hareket, eklem kıkırdaklarının beslenmesine yardımcı olmakta, bu şekilde aşınmaya ve yıpranmaya karşı mafsalları korumaktadır.. Hareketli yaşam biçimi kas iskelet sistemimiz için belki de en etkili doğal ilaçtır.

Makaleler kategorisine gönderildi | Yorum yapın