
Kalça ağrısı, hastanın ağrıyı tarif ettiği bölgeler göz önünde bulundurularak, ön, dış yan ve arka kalça ağrısı şeklinde sınıflandırılabilir. Ayrıca, başka sistem rahatsızlıklarında da yansıyan kalça ağrısı yakınması olabilir.
Kalça ekleminde ağrı nedeni olabilecek çok sayıda hastalık arasında ayırıcı tanı yapabilmek için, hastanın değerlendirilmesine öncelikle iyi bir klinik öykü sorgusuyla başlanmalı, ardından klinik öyküdeki mevcut pozitif bulgular üzerinden, sistematik bir fizik muayene ile ayırıcı tanı yelpazesi daraltılmaya çalışılmalıdır. Kalça eklem kireçlenmesi (koksartroz) diz ve kalça ekleminden sonra üçüncü en sık görülen dejeneratif eklem tutulumudur. Osteoartroz özellikle 60 yaş üstü ve kadınlarda daha sık görülmektedir.
Klinik öykü sorgusu ve fizik muayene ardından, röntgen ve yumuşak doku ultrasonografi değerlendirme ile tanıya yönelmek hata yapma ihtimalini de en aza indirecektir. Kalça ağrısı tanımlanan hastada fizik muayeneye başlamadan önce mutlaka ayrıntılı klinik öykü sorgulaması yapılmalıdır. Hastanın ağrı ile birlikte şikâyetlerinin ve semptomlarının tanımını yapması istenmelidir. Semptomların süresi, devamlı ya da aralıklı olup olmadıkları sorgulanmalıdır. Ortaya çıkış şekli, lokalizasyonu, şikayetlerin spesifik hareket ya da işlerle ilişkisi, kalça ağrısının ana semptom olup olmadığı, mekanik semptomların varlığı, şikayetler nedeniyle fiziksel ya da gündelik aktivitelerin etkilenip etkilenmediği sorgulanmalıdır.
Boyun ( servikal ) traksiyon boyun omurları arasındaki eklem yüzeylerini veya kemik fragmanlarını ayıracak ve çevre yumuşak dokuyu gerip, uzatacak şekilde bir gücün veya güç sistemlerinin uygulandığı bir tekniktir. Boyun kas spazmları yanında boyun fıtığı, boyun omurga kireçlenmesine bağlı sinir kökü sıkışmalarının tedavisinde kullanılır.Tedavinin amacı ağrısız,fonksiyonel düzelme sağlanmasıdır.Traksiyon, uygun yönde yeterli miktar ve sürede bir kuvvetin uygulanması ile elde edilir. Aynı anda hastanın vücudu eşit ve zıt kuvvetle buna karşı koyar. Kuvvet, genellikle mekanik bir çekme sistemi ( bilgisayar kontrollü traksiyon veya manuel olarak TracCollar kullanılması ) ile uygulanır. Bu şekilde intermittan (çekmeleri arasında saniyeler süren dinlenme periyodları olan) mekanik servikal traksiyon uygulanmış olur. Tedavi genellikle diğer uygun yöntemlerle de kombine edilerek 10-15 seans şeklinde düzenlenir.
Yüksek frekansta titreşim veren cihaz yardımıyla yapılan vibrasyon tedavisi veya diğer bir deyişle titreşim tedavisi omurga yumuşak doku ve eklem rahatsızlıklarında etkilidir. Cilt altı yumuşak doku, kas içerisinde ve eklem çevresinde kan dolaşımını artırıcı ve biyostimulan etkisiyle ödemin giderilmesine ve iyileşmeye katkısı vardır. Özellikle bel-boyun fıtıklarında traksiyon tedavileri ve diğer tedaviler ile birlikte kombine edilebilmektedir. Titreşim tedavisi genellikle uygulanacak bölgeye göre 6 dakika uygulanmaktadır. Çoğunlukla haftada iki- üç olmak üzere 5 seans olarak tedavi düzenlenmektedir Uygulama boyunca herhangi bir ağrı hissedilmez. Özellikle ani kas ağrısında kullanılabilir. Titreşim tedavisi omurga fıtıklarının kombine tedavilerinde çok önemli katkıda bulunmaktadır. Hasta için oldukça kolay ve etkili tesir yaratabilen bir yöntemdir.
Paravertebral ozon tedavisi, bel (lomber ) , sırt ( torokal ) ve boyun ( servikal ) fıtıklarında ozon-oksijen karışımının omurganın iki yanındaki kaslar içine enjekte edilmesi şeklinde yapılır. Uygulama bir dakikadan az süren bir işlem olup haftada 2-3 arasında değişen sayıda yapılır. Genellikle traksiyon tedavileri ile kombine edilir ve bu şekilde çoğu hastada 5 seanslık bir enjeksiyon kürü yeterli olur. Enjeksiyon sırasında hastada hastaya bağlı olarak değişen derecede yanma şeklinde ağrı olmakla birlikte bir iki dakika içerisinde düzelir. Kombine tedavilerde genellikle omurga çevresine 5 microgr./ml konsantrasyonda 20 ml ozon oksijen karışımı farklı noktalara dağıtılarak uygulanır. Uygulandığı bölgede kan dolaşım artırıcı, ödem giderici ve anti-inflamatuvar etki göstererek fayda sağlar. Uygulama oldukça güvenlidir.
Kas iskelet ve yumuşak doku hastalıklarının tanısında Muskuloskletal ultrasonografi (MSK- USG) çok önemli bir role sahiptir. Ultrasonografi tanının yanı sıra hastalığın tedavi sonucu ve olası komplikasyonlarının takibinde de önemli rol oynar. Ultrasonografi ile görüntüleme ses dalgalarından yararlanılarak yapılır. İnsan kulağının duyamayacağı frekansta ses dalgaları problar vasıtasıyla vücuda gönderilir ve ilgili organlardan yansıyan ses dalgaları ekranda görüntü oluşturur.

