
Servikal Disk Sendromu Nedir?
Servikal disk sendromu, boyun omurgasında yer alan disklerin dejenerasyonu, yer değiştirmesi veya fıtıklaşması sonucu sinir kökleri ya da omurilik üzerine baskı oluşmasıyla ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Boyun omurgası (servikal omurga), başın hareketini sağlayan ve aynı zamanda beyin ile vücut arasındaki sinir iletimini üstlenen son derece hassas bir yapıdır. Bu bölgede oluşan disk problemleri, yalnızca boyun ağrısı değil, omuz, kol ve elde yayılan şikâyetlere de neden olabilir.
Servikal Disk Sendromunun Nedenleri
En sık neden yaşa bağlı disk dejenerasyonudur. Zamanla disklerin su içeriği azalır, esnekliği bozulur ve yük taşıma kapasitesi düşer. Bunun yanı sıra uzun süreli masa başı çalışma, yanlış duruş, ani boyun hareketleri, ağır yük kaldırma, trafik kazaları ve spor yaralanmaları da servikal disk sendromuna zemin hazırlayabilir. Günümüzde bilgisayar ve cep telefonu kullanımının artması, bu hastalığın daha genç yaşlarda görülmesine neden olmaktadır.
Belirtiler Nelerdir?
Servikal disk sendromunun en yaygın belirtisi boyun ağrısıdır. Ağrı genellikle omuzlara, kürek kemiğine ve kollara yayılabilir. Sinir basısının derecesine bağlı olarak elde uyuşma, karıncalanma, güç kaybı ve reflekslerde azalma görülebilir. Bazı hastalarda baş ağrısı, baş dönmesi ve boyun hareketlerinde kısıtlılık da tabloya eşlik eder. İleri vakalarda omurilik basısı gelişirse denge bozukluğu ve yürüme güçlüğü ortaya çıkabilir.
Tanı Nasıl Konur?
Tanı sürecinde hastanın öyküsü ve fizik muayene büyük önem taşır. Nörolojik değerlendirme ile kas gücü, refleksler ve duyu durumu incelenir. Görüntüleme yöntemleri arasında manyetik rezonans görüntüleme (MR), servikal disklerin ve sinir yapıların ayrıntılı değerlendirilmesini sağlar. Gerekli durumlarda bilgisayarlı tomografi (BT) ve elektromiyografi (EMG) gibi ek tetkikler de kullanılabilir.
Tedavi Yöntemleri
Servikal disk sendromunda tedavi genellikle konzervatif yöntemlerle başlar. İstirahat, ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar, bilgisayarlı traksiyon tedavileri ve egzersiz programları tedavinin temelini oluşturur. Duruş eğitimi ve ergonomik düzenlemeler, hem tedavi hem de korunma açısından büyük önem taşır. İlerlemiş, şiddetli sinir basısı olan ve konservatif tedavilere yanıt vermeyen hastalarda cerrahi tedavi seçenekleri gündeme gelebilir.
Sonuç
Servikal disk sendromu, erken tanı ve doğru tedavi ile büyük oranda kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Boyun sağlığını korumak için doğru duruş alışkanlıkları kazanmak, düzenli egzersiz yapmak ve uzun süreli sabit pozisyonlardan kaçınmak önemlidir. Boyun ve kola yayılan ağrılar ihmal edilmemeli, mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalıdır.

Boyun ( servikal ) traksiyon boyun omurları arasındaki eklem yüzeylerini veya kemik fragmanlarını ayıracak ve çevre yumuşak dokuyu gerip, uzatacak şekilde bir gücün veya güç sistemlerinin uygulandığı bir tekniktir. Boyun kas spazmları yanında boyun fıtığı, boyun omurga kireçlenmesine bağlı sinir kökü sıkışmalarının tedavisinde kullanılır.Tedavinin amacı ağrısız,fonksiyonel düzelme sağlanmasıdır.Traksiyon, uygun yönde yeterli miktar ve sürede bir kuvvetin uygulanması ile elde edilir. Aynı anda hastanın vücudu eşit ve zıt kuvvetle buna karşı koyar. Kuvvet, genellikle mekanik bir çekme sistemi ( bilgisayar kontrollü traksiyon veya manuel olarak TracCollar kullanılması ) ile uygulanır. Bu şekilde intermittan (çekmeleri arasında saniyeler süren dinlenme periyodları olan) mekanik servikal traksiyon uygulanmış olur. Tedavi genellikle diğer uygun yöntemlerle de kombine edilerek 10-15 seans şeklinde düzenlenir.
Kas iskelet ve yumuşak doku hastalıklarının tanısında Muskuloskletal ultrasonografi (MSK- USG) çok önemli bir role sahiptir. Ultrasonografi tanının yanı sıra hastalığın tedavi sonucu ve olası komplikasyonlarının takibinde de önemli rol oynar. Ultrasonografi ile görüntüleme ses dalgalarından yararlanılarak yapılır. İnsan kulağının duyamayacağı frekansta ses dalgaları problar vasıtasıyla vücuda gönderilir ve ilgili organlardan yansıyan ses dalgaları ekranda görüntü oluşturur.
Gövde Kas Sistemi vücudun dengede durmasında ve gövde hareketlerinin sağlanmasında görevlidir. Gövde ve uzuvların çeşitli hareketlerine uyum sağlayabilmek için, karın ve sırt kas sistemi gövdeye destek olur. Bu kasların esas görevi, dik duruşun korunmasıdır. Omurga, bu açıdan yelkenli bir geminin direğini andırır; bir destek sistemi içerir ve leğen kemiği üzerinde dik pozisyonda durur. Omurganın her iki tarafında bulunan ve gövdenin arka grubunda çok sayıda kas yer almaktadır. Bu kaslar gruplar yada demetler halinde uzunlamasına ve kısmen de eğik olarak yerleşmişlerdir ve omurga boyunca yukarıya doğru uzanırlar, geçtikleri bölgeye göre isim alırlar.Karın kas sistemi ise bir kaç yassı kas tabakası içerir. Bunlar göğüs kafesinden leğen kemiği üst sınırlarına kadar uzanır. Karın kasların gövde hareketi dışındaki diğer işlevleri arasında, karın organlarını korumak ve solunuma yardım etmek de vardır. Omurgayı oluşturan omurlar arasındaki hareketler 3 düzlemde gerçekleşir. Öne -arkaya bükülme, sağa- sola bükülme ve dönme hareketleri ile omurga üç düzlemde hareket etmiş olur.Omurgadaki hareketin büyük bölümü boyun ve bel bölgelerinde gerçekleşir. Göğüs omurgasındaki hareketler kaburgalar nedeniyle kısıtlanmıştır. Kuyruk ve kuyruk sokumu bölgelerinde hareket yoktur. Hareket oluşturan kaslar genelde omurganın önünde yada arkasındadır. Karın ve sırt kas sistemi, kas lifi demetlerinin farklı diziliminden kaynaklanan dinamik bir gerilim ile gövdeyi destekler. Bu durum, karmaşık hareketlerin geniş bir yelpaze içinde gerçekleşmesine izin verir.

