Göğüs yaralanmalarında en sık görülen yaralanma tipi kaburga kırıklarıdır. Genellikle göğüse gelen doğrudan travmalarla kırılırlar. Nadiren, özellikle osteporozu olan hastlarda, öksürükler sonucu kendiliğinden kırıklar meydana gelir. Ayrıca tümör metastazları da kaburga kırıklarına yol açabilir. Kaburga kırığı olan hastanın, tam kırık yerinde solunumla veya öksürmekle şiddetlenen ağrısı vardır. Ağrıdan dolayı hasta kesik kesik nefes alır. Rahat soluyamadığı için solunum yollarında sagıların birikmesi hastayı daha da sıkıntıya sokar. Tedavi görmeyen hastalarda akciğer iltihaplanması gelişebilir. Kaburga kırığı şüphesi olan hasta mutlaka uzman hekime başvurmalıdır. Hastanın erken dönemde muayenesi ve röntgen grafilerinin çekilmesi olası komplikasyonların önlenmesi açısından çok önemlidir. Bazı kaburga kırıkları akciğer zarını zedeleyerek zar boşluğuna kan veya hava birkmesine yol açabileceği gibi doğrudan akciğerde de hasara sebep olabilir. Kesin tanı röntgen filimlerinin tetkiki sonucunda konur. Komplike olmayan kaburga kırıklarının tedavisi konzervatiftir.
Etiket: lefkoşa
De Quervain Hastalığı
El bileği ile başparmak bileşkesindeki radius styloid çıkıntısında kalın bir tendon kılıfı vardır. Bu kılıfın oluşturduğu tünel içerisinden başparmağı hareket ettiren bazı tendonlar geçer. Tendon kılıfında genellikle aşırı kullanım neticesi tenosynovit dediğmiz inflamasyon gelişebilir. Tendon kılıfının daralması ile başparmak hareketleri esnasında ağrı ortaya çıkar. Tendon hareketleri kısıtlanır. El bileğinin başparmak tarafında ağrı, duyarlılık ve şişlik olur. Tanı klinik bulgular ve uzman hekim muayenesi ile konur. Tedaviye kısa süreli el bilek ateli ve anti-inflamatuar ilaçlar ile başlanır. Dirençli olgularda lokal kortikosteroid uygulanabilir. Tedavi lazer tedavisi veya ultrason tedavisi ile desteklenebilir. Konzervatif tedaviye cevap vermeyen olgularda ameliyatla tendon kılıfı uzunlamasına kesilerek tendonlar serbestleştirilir. Operasyon lokal anastezi ile yapılabilir.
Gut Hastalığı
Purin metabolizmasındaki bozukluğa bağlı olarak kanda urik asit artmasıyla meydana gelen bir hastalıktır. Kanda ürik asit artmasına hiperürisemi denir. Gut hastalığı tekrarlayan ve etkilenen eklemlerde şişlik, ağrı ve kızarıklıkla karakterize bir klinik tabloyla ortaya çıkar. Ancak hiperürisemisi olan hastaların bazılarında klinik şikayet olmayabilir. Gut hastalığı genellikle orta yaşlı, geniş yapılı erkeklerde görülür. Beslenme alışkanlığı hastalığın ortaya çıkmasında önemli rol oynar. Özellikle ayak başparmağı ekleminde ürat kristallerinin toplanmasıyla ağrı, şişlik ve kızarıklık ortaya çıkar. Ancak hastalık diğer eklemlerde de bulgu verebilir.Tekrarlayan gut atakları neticesi eklem çevresinde cilt altı ürat kristallerinin toplanmasıyla tofüs denen birikintiler oluşur. Tanı klinik bulgular ve kan tahlili ile konur. Tedavisi ilaç ve diyet verilerek yapılır. Kronik artrit olgularında etkilenen ekleme ultrason terapi ve lazer tedavi uygulanabilir.
Karpal Tünel Sendrom
Karpal tünel arkada el bileği kemikleri, önde ise transvers ligament ( yatay bağ ) ile çevrilidir. Karpal Tünel Sendromu ( KTS ) bu tünelin daralması ve içinden geçen Median Sinir’in baskıya uğraması ile gelişir. Daralmaya genellikle el bileği yatay bağının kalınlaşması sebep olur. Ancak kanal içi daralma yaratabilecek başka nedenler sonucu da ortaya çıkabilir. Ağrı, başparmak, işaret ve orta parmak yarısında uyuşma, başparmağa komuşu avuç içi kasta düzleşme belirtileri ortaya çıkabilir. Ağrı gece uyukudan uyandıran tarzda olabilir. Genellikle orta yaş üzeri ve kadınlarda sıklıkla gözükür. Teşhis anamnez, muayene ve Elektro-Myelo-Grafi ( EMG ) testi ile konur. Boyun sinir kökünde irritasyon yaratabilecek rahatsızlıklar mutlaka ayırt edilmelidir. Hafif daralmalarda lazer tedavi uygulanabilir. Ancak orta ve ileri sinir basılarında cerrahi tedavi uygulanır. Cerrahi olarak el bileği yatay bağı açılarak sinir serbestleştirilir. Cerrahi tedavi RIVA ( Rejionel İntravenöz Anestezi ) tekniğiyle sadece o kolun uyuşturulması ile mümkündür. Hasta ayni gün evine gidebilir.
Osteoporoz
Osteoproz kemik yoğunluğunun yaygın azalmasıdır. Kemik yapım ve yıkımı arasındaki denge bozulmuştur. Belirli bir bölgede gelişebileceği gibi yaygın ve sistemik bir rahatsızlık olarak ortaya çıkabilir. Sistemik osteoporoz neticesinde kemik yoğunluğu hastaya herhangi bir ağrı şikayeti vermeden azalır. Ağrı genellikle zayıflayan ve özellikle yük binen kemiklerde ( omuga ) kırıklar meydana gelmesiyle ortaya çıkar. Zayıflayan kemikler travmalara karşı da hassas hale gelirler . Kaburga, kalça, el bil
eği gibi bölgelerde hafif travmalarla kırıklar oluşabilir. Osteoporozdan korunma, olması durumunda ise erken teşhisi ve tedavisi önemlidir. Yaşlılığa bağlı veya kadınlarda menapoz sonrası hormon değişimlerine bağlı olarak osteoporoz sıklıkla gelişebilir. Teşihis kemik yoğunluğu ölçümü ile konur. Kemik yoğunluğundaki azalmalar kırık olma riski açısından da değerlendirilir. Osteoporoz ayrıcı tanısı hekim tarafından yapıldıktan sonra gerekli ilaç tedavileri uygulanır.


