Ödem Nedir ?

Ödem, vücutta doku veya hücreler arasında sıvı birikmesi sonucu meydana gelen durumdur.

Ödem bölgesel olarak travmaya veya aşırı kullanıma bağlı oluşabileceği gibi sistemik olarak lenf sistemini etkileyen hastalıklar, kalp yetmezliği, böbrek hastalıkları, hormonal dengesizlikler veya dolaşım sorunları gibi çeşitli nedenlerle de ortaya çıkabilir.

Travmaya veya aşırı kullanıma bağlı ödem, vücutta bir bölgede meydana gelen yaralanma, aşırı kullanım veya zorlanma sonucu oluşabilen bir tür ödemdir. Özellikle eklem bölgelerinde, kaslarda veya tendonlarda oluşabilir. Bu tür ödem genellikle şişlik, ağrı, hassasiyet ve sertlik gibi belirtilerle kendini gösterir. Örneğin, bir spor ya da aktivite sırasında aşırı zorlanma sonucu meydana gelen ödemde, etkilenen bölge şişer, hareket ederken ağrı oluşabilir ve o bölgeye dokunmak hassasiyet hissi verebilir. Bu tür ödem genellikle dinlenme, etkilenen bölgeye buz uygulama, sıkıştırma (bandajlama) ve yüksekte tutma gibi basit yöntemlerle tedavi edilebilir.

Bununla birlikte, şiddetli vakalarda veya ciddi bir travma durumunda hekim kontrolü altında musculoskeletal ultrasonografi , röntgen ve MRI gibi tetkikler gerekebilir. Uygun tedavi ve dinlenme süreci iyileşmeyi hızlandırabilir.

Sırt Ağrısı Ve Omurga Bakımı

Sırt ağrısı oldukça sık rastlanılan ağrı nedenlerindendir.

Omurganız hassas bir şekilde dengelenmiş bir sistemin merkezindedir. Vücudunuzun tüm hareketlerini kontrol eder. Kemikler, kaslar, bağlar, tendonlar ve sinirler ile bunları sarıp paketleyen zar yapılar ( fasya ) vücut ağırlığını dengelemek için birlikte çalışır. Sırtınızın zar yapısındaki bir bölgede ufak bir hasar veya yapışıklık bile dengeyi bozabilir. Sonuç olarak, hareketi ağrılı hale getirebilir.

Bu açıdan omurganın bir bütün halinde değerlendirilmesi gereklidir. Tüm omurga boyunca geniş bir alanda fasya tedavisi IASTM yöntemi ile yapılabilir. Yumuşak doku mobilizasyonu ile hareket kısıtlılıkları ve ağrı azalır.

Sinir Kaynaklı Topuk Ağrısı

Topuk ağrısı ayak ağrılarının %15’ini oluşturur. Ağrı, yangı yaratan hastalıklar gibi nedenlere bağlı olabildiği gibi sinir kökenli de olabilir. Tibial, plantar ve/veya medial kalkaneal sinir sıkışması ağrının nöral nedenlerindendir. Medial kalkaneal sinir topuktaki yumuşak dokuların çoğunun duysal iletisini sağlar. Topuk ağrısının sinir kaynaklı olduğunu teşhis etmek için öykü ve dikkatli bir fizik muayene gerekir. Topuk ağrısının diğer nedenleri dışlanmadan önce cerrahi girişim için acele edilmemeli, konservatif tedavi sonrasında tanı yeniden gözden geçirilmelidir. Konzervatif tedavi seçenekleri arasında IASTM, Lazer Tedavi, İğnesiz mezoterapi ve fonoforez sayılabilir. Bazı durumlarda karboksiterapi veya lokal ozon enjeksiyonu uygulanabilir.

Osteoartrit Rehabilitasyonu

Osteoartrit (OA), sinovyal eklemleri, özellikle de büyük ağırlık taşıyan eklemleri etkileyen kronik bir hastalık sürecidir. OA özellikle yaşlı hastalarda yaygındır, ancak daha genç hastalarda genetik mekanizma yoluyla veya daha yaygın olarak önceki eklem travması nedeniyle oluşabilir. Halk arasında eklem kireçlenmesi olarak bilinen durum aslında eklem yüzeylerin kaplayan kıkırdak örtünün aşınma sürecidir.

Osteoartrit Tedavisi

Yaşam tarzı değişikliği, özellikle egzersiz ve ağırlık azaltma, ağrı azaltma, fiziksel fonksiyonun arttırılması ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesi tedavinin temel amacıdır.

Kalça Ağrısı (Koksalji)

Kalça ağrısı, hastanın ağrıyı tarif ettiği bölgeler göz önünde bulundurularak, ön, dış yan ve arka kalça ağrısı şeklinde sınıflandırılabilir. Ayrıca, başka sistem rahatsızlıklarında da yansıyan kalça ağrısı yakınması olabilir.

Kalça ekleminde ağrı nedeni olabilecek çok sayıda hastalık arasında ayırıcı tanı yapabilmek için, hastanın değerlendirilmesine öncelikle iyi bir klinik öykü sorgusuyla başlanmalı, ardından klinik öyküdeki mevcut pozitif bulgular üzerinden, sistematik bir fizik muayene ile ayırıcı tanı yelpazesi daraltılmaya çalışılmalıdır. Kalça eklem kireçlenmesi (koksartroz) diz ve kalça ekleminden sonra üçüncü en sık görülen dejeneratif eklem tutulumudur.  Osteoartroz özellikle 60 yaş üstü ve kadınlarda daha sık görülmektedir.

Klinik öykü sorgusu ve fizik muayene ardından, röntgen ve yumuşak doku ultrasonografi değerlendirme ile tanıya yönelmek hata yapma ihtimalini de en aza indirecektir. Kalça ağrısı tanımlanan hastada fizik muayeneye başlamadan önce mutlaka ayrıntılı klinik öykü sorgulaması yapılmalıdır. Hastanın ağrı ile birlikte şikâyetlerinin ve semptomlarının tanımını yapması istenmelidir. Semptomların süresi, devamlı ya da aralıklı olup olmadıkları sorgulanmalıdır. Ortaya çıkış şekli, lokalizasyonu, şikayetlerin spesifik hareket ya da işlerle ilişkisi, kalça ağrısının ana semptom olup olmadığı, mekanik semptomların varlığı, şikayetler nedeniyle fiziksel ya da gündelik aktivitelerin etkilenip etkilenmediği sorgulanmalıdır.