Ödem Nedir ?

Ödem, vücutta doku veya hücreler arasında sıvı birikmesi sonucu meydana gelen durumdur.

Ödem bölgesel olarak travmaya veya aşırı kullanıma bağlı oluşabileceği gibi sistemik olarak lenf sistemini etkileyen hastalıklar, kalp yetmezliği, böbrek hastalıkları, hormonal dengesizlikler veya dolaşım sorunları gibi çeşitli nedenlerle de ortaya çıkabilir.

Travmaya veya aşırı kullanıma bağlı ödem, vücutta bir bölgede meydana gelen yaralanma, aşırı kullanım veya zorlanma sonucu oluşabilen bir tür ödemdir. Özellikle eklem bölgelerinde, kaslarda veya tendonlarda oluşabilir. Bu tür ödem genellikle şişlik, ağrı, hassasiyet ve sertlik gibi belirtilerle kendini gösterir. Örneğin, bir spor ya da aktivite sırasında aşırı zorlanma sonucu meydana gelen ödemde, etkilenen bölge şişer, hareket ederken ağrı oluşabilir ve o bölgeye dokunmak hassasiyet hissi verebilir. Bu tür ödem genellikle dinlenme, etkilenen bölgeye buz uygulama, sıkıştırma (bandajlama) ve yüksekte tutma gibi basit yöntemlerle tedavi edilebilir.

Bununla birlikte, şiddetli vakalarda veya ciddi bir travma durumunda hekim kontrolü altında musculoskeletal ultrasonografi , röntgen ve MRI gibi tetkikler gerekebilir. Uygun tedavi ve dinlenme süreci iyileşmeyi hızlandırabilir.

Olgu: Elde Ağrı ve Şişlik

Kliniğimize sol elde ve bazı parmaklarda şişlik ve zonklayıcı tarzda ağrı şikayetiyle başvuran 42 yaşındaki kadın hastamız düzenli hamur işi yaptığını, son 2 haftadır hafif başlayan şikayetlerin giderek arttığını, gece ağrılarının uykusunu böldüğünü ifade etmiştir. Herhangi bir travma veya kronik hastalık öyküsü yoktur. Çekilen el röntgen grafisinde 3 parmak kök eklem ( MC Eklem ) çevresinde kalsifik odaklar tespit edilmiştir. Eklem çevresinde oluşan kalsifik odaklar veya hidroksilapetit kristal birikintileri şiddetli ağrı ve şişlik sebebi olabilmektedir. Bu durum bir çok eklem çevresinde görülebilir ancak periartritis calcarea şeklinde de tarif edilen rahatsızlık el eklemlerinde nadir görülmektedir.

Duygusal Travma Kronik Ağrı Sebebi Olabilir Mi ?

Araştırmalar, kronik ağrının sadece fiziksel yaralanmalardan değil, aynı zamanda stres ve duygusal sorunlardan da kaynaklanabileceğini göstermektedir. Özellikle duygusal travma geçirmiş ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu (PTSD) olan kişilerde kronik ağrı riski daha yüksektir.
Kronik ağrı, kısaca doğal iyileşme sürecinden daha uzun süren, uzun süreli fiziksel ağrı olarak tanımlanır. İnsan ne kadar endişeli ve stresliyse, kaslar o kadar gergin ve ağrılı olabilir. Çözümlenmemiş duygusal sorunlar nedeniyle psikosomatik semptomlar veya stresle ilgili semptomlar ortaya çıkabilir.

Şiddetli duygusal travma sırasında, sinir sistemi sayesinde insan hayatta kalma moduna (sempatik sinir sistemi) girer. Kişi bazen tekrar normal, rahat moduna (parasempatik sinir sistemi) geri dönmekte zorlanır. Sinir sistemi hayatta kalma modunda kalırsa, kortizol gibi stres hormonları sürekli salınarak kan basıncında ve kan şekerinde artışa neden olur ve bu da bağışıklık sisteminin iyileşme yeteneğini azaltabilir. Vücut sürekli sıkıntı içindeyken fiziksel belirtiler kendini göstermeye başlar.

Önceden duygusal travmaya uğramış kişiler strese diğer insanların yaptığı gibi tepki vermezler. Baskı altında, yeniden travma geçirmiş gibi hissedebilirler. Bu tip durumlarda beyin tetiklenerek ağrı oluşturabilir.

Diz Ekleminde Menisküs

Diz eklemini oluşturan 3 kemik bulunmaktadır. Uyluk (femur), bacak (tibia) kemiği ve önde diz kapağı (patella) kemiğidir.

Diz eklem yüzleri birbirlerine çok uygun olmadığı için diz eklemi; eklem bağları(ligamentler) ve kıkırdak yapıdaki menisküslerle güçlendirilmiştir. Diz ekleminin önemli yapılarından olan menisküsler iç ve dış olmak üzere iki adettir. İç menisküs daha çok C – harfine benzerken, dış menisküs daha çok O- harfini andırır. Menisküsler fibroelastik kıkırdak yapısında olup kollajen, proteoglikan, glikoprotein ve hücresel elementler içerir. Yapısının yaklaşık %65-75’i sudur. Bu yapısıyla kemik yüzeyini örten kıkırdaktan daha elastiktir. Şok emici özelliği oldukça fazladır. Menisküsler ayrıca diz eklemini oluşturan kemiklerin yüzeylerinin daha uyumlu bir araya gelmesini sağlar. Bu şekilde yükün daha dengeli dağılması mümkün olur. Menisküsler çapraz bağlarla birlikte eklem stabilizasyonunda rol alır. Menisküsler ortalama 1cm genişliktedir. Kalınlığı ortalama 5mm olup eklem merkezine doğru azalır. Eklemin merkezine doğru olan %75 lik bölümler eklem sıvından beslenir. Bu nedenle yırtık veya zedelenmelerinin kendiliğinden iyileşme kapasitesi düşüktür. Eklemin dış kısmına yakın olan %25 lik menisküs bölümlerinin kanlanması diz atar damarlarından geldiği için kendiliğinden iyileşme kapasitesi de daha iyidir.

Supraspinatus Kası

Supraspinatus kası omuz kavşağında bulunur. Kürek kemiği arka bölümünde, elimizle deri altında kolayca hissedebildiğimiz dikensi kemik çıkıntısının hemen üzerindeki çukurdan başlar. Dışa doğru bir araya toplanan kas lifleri üst kol kemiği (humerus) üst dış yanındaki büyük tepede, tuberculum majus’ta sonlanır. İç tarafta trapez kası, dışyanda ise deltoid kas önünde bulunur. Kasın kirişi omuz ekleminin kapsülüne yapışıktır.
Supraspinatus kası kolun yana doğru kalkarak gövdeden uzaklaştırma hareketini (abduksiyon) başlatır. Omuz eklemini kuvvetlendirir, stabilize eder. Rotator manşeti oluşturan kas gurubunun üyesi olan supraspinatus kası kolun dışa doğru bükülmesine yardımcı olur.