Paravertebral Ozon Enjeksiyonu

Paravertebral ozon tedavisi, bel (lomber ) , sırt ( torokal ) ve boyun ( servikal ) fıtıklarında ozon-oksijen karışımının omurganın iki yanındaki kaslar içine enjekte edilmesi şeklinde yapılır. Uygulama bir dakikadan az süren bir işlem olup haftada 2-3  arasında değişen sayıda yapılır. Genellikle traksiyon tedavileri ile kombine edilir ve bu şekilde çoğu hastada 5 seanslık bir enjeksiyon kürü yeterli olur. Enjeksiyon sırasında hastada hastaya bağlı olarak değişen derecede yanma şeklinde ağrı olmakla birlikte bir iki dakika içerisinde düzelir. Kombine tedavilerde genellikle omurga çevresine  5 microgr./ml konsantrasyonda 20 ml ozon oksijen karışımı farklı noktalara dağıtılarak uygulanır. Uygulandığı bölgede kan dolaşım artırıcı, ödem giderici ve anti-inflamatuvar etki göstererek fayda sağlar. Uygulama oldukça güvenlidir.

Kas- İskelet Ultrasonografisi – MSK USG

Kas iskelet ve yumuşak doku hastalıklarının tanısında Muskuloskletal ultrasonografi (MSK- USG) çok önemli bir role sahiptir. Ultrasonografi tanının yanı sıra hastalığın tedavi sonucu ve olası komplikasyonlarının takibinde de önemli rol oynar. Ultrasonografi ile görüntüleme ses dalgalarından yararlanılarak yapılır. İnsan kulağının duyamayacağı frekansta ses dalgaları problar vasıtasıyla vücuda gönderilir ve ilgili organlardan yansıyan ses dalgaları ekranda görüntü oluşturur.

Ultrasonografi kolay ve hızlı uygulanabilir olması, radyasyon içermemesi ve ucuz maliyeti nedeniyle kas-iskelet lezyonlarında tercih edilen bir yöntem haline gelmiştir. Özellikle yüksek çözünürlüklü propların devreye girmesiyle birlikte başta romatolojik hastalıklar olmak üzere yüzeyel doku patolojilerinde tanı değeri günden güne yükselen bir yöntem olmuştur. Ultrasonografide kemik gibi sert dokular beyaz, kistik organlar siyah, yumuşak dokular ise grinin tonları şek- linde görülür.Gelişen teknoloji ile birlikte kan damarlarındaki sıvının yönü ve hızı renkli Doppler ultrasonografi (RDUS) inceleme ile yapılabilir hale gelmiştir. Renkli Doppler USG’de cihaza doğru olan akımlar kırmızı, cihazdan uzaklaşan akımlar ise mavi olarak görülür. Özellikle tümör ve enfeksiyon ayrımında Doppler USG oldukça faydalıdır.

Gövde Ve Sırt Kaslarının Önemi

Gövde Kas Sistemi vücudun dengede durmasında ve gövde hareketlerinin sağlanmasında görevlidir. Gövde ve uzuvların çeşitli hareketlerine uyum sağlayabilmek için, karın ve sırt kas sistemi gövdeye destek olur. Bu kasların esas görevi, dik duruşun korunmasıdır. Omurga, bu açıdan yelkenli bir geminin direğini andırır; bir destek sistemi içerir ve leğen kemiği üzerinde dik pozisyonda durur. Omurganın her iki tarafında bulunan ve gövdenin arka grubunda çok sayıda kas  yer almaktadır. Bu kaslar gruplar yada demetler halinde uzunlamasına ve kısmen de eğik olarak yerleşmişlerdir ve omurga boyunca yukarıya doğru uzanırlar, geçtikleri bölgeye göre isim alırlar.Karın kas sistemi ise bir kaç yassı kas tabakası içerir. Bunlar göğüs kafesinden leğen kemiği üst sınırlarına kadar uzanır. Karın kasların gövde hareketi dışındaki diğer işlevleri arasında, karın organlarını korumak ve solunuma yardım etmek de vardır. Omurgayı oluşturan omurlar arasındaki hareketler 3 düzlemde gerçekleşir. Öne -arkaya bükülme, sağa- sola bükülme ve dönme hareketleri ile omurga üç düzlemde hareket etmiş olur.Omurgadaki hareketin büyük bölümü boyun ve bel bölgelerinde gerçekleşir. Göğüs omurgasındaki hareketler kaburgalar nedeniyle kısıtlanmıştır. Kuyruk ve kuyruk sokumu bölgelerinde hareket yoktur. Hareket oluşturan kaslar genelde omurganın önünde yada arkasındadır. Karın ve sırt kas sistemi, kas lifi demetlerinin farklı diziliminden kaynaklanan dinamik bir gerilim ile gövdeyi destekler. Bu durum, karmaşık hareketlerin geniş bir yelpaze içinde gerçekleşmesine izin verir.

Düz Karın Kası ( Rectus Abdominis ) Yırtığı

Karın kaslarından musculus rectus abdominis dediğimiz düz karın kası üstte göğüs kemiği ve kaburga kıkırdaklarından başlayarak aşağıda leğen kemiğine yapışır. Spor yaparken aşağıda yapışma yerlerinde zedelenme ve yırtıklar olabilmektedir. Özellikle futbolcularda şut çekerken veya tenisçilerde bu tip bir yaralanma olabilmektedir.

Sporcu ters hareket sonrası yaralanma olan kasık bölgesinde şiddetli ağrı hisseder. Yaralanma ile birlikte olan kanamalar ciltte morarmalar yapabilir.

Teşhis klinik muayene ve yumuşak doku ultrasonu ile konur.

Tedavisinde soğuk uygulamaları, inflamasyon giderici ilaçlar, Lazer tedavisi yapılabilir. Sporcunun tam iyileşmesi 4-6 hafta süre alabilmektedir.

İliotibial Band Sendrom ( Koşucu Dizi – Runners Knee )

Sporcularda sıklıkla karşılaşılan diz ağrılarının sebeplerinden bir tanesi de İliotibial Band Sendromu dediğimiz durumdur. Dizin dış kısmında yukarıya veya aşağıya doğru yayılabilen ağrılar olmaktadır.  Özellikle yokuş aşağı uzun süre koşanlarda dizin dış bölümünde şiddetli ağrı olmakta ve buna bağlı olarak sporcu koşuyu yarıda kesmektedir. İlitibial Band sendrom yürüyüşçülerde ve sık merdiven çıkanlarda da görülebilmektedir. Ağrı dış eklem aralığının yaklaşık üç santim yukarısında hissedilir.

İlitibial band yukarıda leğen kemiğine tutunan tensor facia lata dediğimiz kas yapıdan menşe alır. Uyluğun dış kısmında ilerleyerek kaval kemiğinin dış bölümüne yapışır. Band diz düz iken uyluk kemiğinin alt-dış bölümünde hissedilen tepeciğin ( condylus lateralis ) önündedir. Ne var ki diz bükülmeye başladı mı bandın alt kısmı tepeciğin arkasına doğru yer değiştirmektedir. İşte tekrarlayan zorlayıcı diz bükülmeleri band ile kemik tepeciği arasında sürtünmeyle yangı ( infilamasyon ) ortaya çıkmaktadır.

Teşhis klinik muayene şeklinde yapılan testlerle konur.

Tedavi kişiye özel planlanmalıdır. Spor antrenman şeklinin değiştirilmesi ve ergonomiye özen gösterilmesi ile ağrıya sebebiyet veren maruziyetin önlenmesi şarttır. Yangı ve ödem giderici ilaçlar semptomları azaltır. Kronik durumlarda lokal enjeksiyonlar( ör.: kortikosteroid, ozon veya ACP ) , lazer tedavi ( LLLT )  , Radial Şok Dalga Tedavisi ( RSWT ) veya bazı durumlarda cerrahi uygulanabilmektedir.